<_script /><_script />

« Önceki |

20/12/2009

Taşındık!

 

Yeni yerimiz : 

http://silverinmekani.wordpress.com

12/12/2009

Servis


Hemen masamın üstünde duran kitaplarımdan birkaçını alıp montumu giydim. Hava sağuk olmalıydı. Kirli camlarımdan dışarı baktığımda hemen hemen herkesin kalın montlar giydiğini görüyordum. Aceleyle çıktım. Merdivenlerden inerken montumu düzelttim. Servis oradaydı. Sürgülü kapısı kapalıydı. Belli ki içindekilerde üşümüştü. İçerisi dolu gibi görünüyordu ama yer bulacağımdan emindim. Şoför koltuğunun yanındaki ikili koltuk boştu. Sürgülü kapıyı açıp içeri girdim. Tamamen doluydu. Girdiğimde bütün gözlerin üzerimde olduğunu düşündüm. Çok derin bir sessizlik vardı. Saatime baktım. Servisin kalkmasına daha vardı. Arkada oturacak yer yoktu, ama öndeki iki koltuk boşdu. İşte tam da bu anda ikileme düştüm. Ve ilginç bir şey oldu. Gurur yaptım. Neden? Bilmiyorum ama gurura kapıldım. Servisten inecek ve öndeki koltuğa oturacaktım. Ama yapamadım. Yapmamayı tercih ettim. Kendimi baskı altında hissettim. Beş dakika bekledim, ben gururumla savaşırken öne iki öğrenci oturdu. Artık benim için problem kalmamıştı. Ayakta fakat Mutlu ve huzurlu bir şekilde okuluma gittim.

29/11/2009

Kurtarılmam

O anda tek hatırladığım şey 11.sınıf biyoloji öğretmenimizin 23 yıl önce öğrettiği bilgiydi. “Bulunduğunuz ortamda yüksek ses varsa kulak zarınızın zarar görmemesi için ağzınızı açın.” Bulunduğum durumda belki de en son endişe duymam gereken şeylerden birisiydi. Ve onca şeyden sonra bu haldeyken, 23 yıl önce öğrendiğim bilgiyi hatırlamam bana o an hiç de garip gelmemişti.

Tek yapabildiğim ağzımı açmak oldu. Bir alman kurdu kulağımın tam dibinde havlıyordu. Bense hareketsiz ve yüzü tozdan gözükmeyen bir adam olarak, beni kurtarmaya gelen köpeğin yaptığını suçlu bulup ondan korunma ihtiyacı hissetmiştim. Yaşadıklarımdan sonra bu köpek havlaması çok küçük kalıyordu ama insan her zaman, ne durumda olursa olsun; kendini koruma içgüdüsüne sahip. Başta kurtarıldığımı idrak edemedim, sadece başımın dibinde yüksek bir ses vardı. Yüksek, kaçamadığım bir ses. Köpeğin havlama şeklini periyodik olması rahatsızlık derecesini arttırmıştı. Vücudum kilitlenmiş ve sersemlemişti. Beynin sanki durmuştu. Çünkü bu haldeyken hiçbir yere kıpırdayamaz, hiçbir şey yapamazdım. Beynim o anda endişe duymam gerektiğini söyledi ve ağzını aç dedi. Çaresiz bir adamdan çaresizce bir hareket.

Sonrasında insanların sesleri. Müthiş bir sevinç kapladı içimi. Ardından rahatlama. Sıcaklık indi vücuduma. Dakika geçmeden makine sesleri, yine periyodik ama biraz uzaktan. İçim huzur doluyor. Galiba ölüyorum. Çok geçmeden ışık. Bu ışığın ilahî mi yoksa insanî mi olduğunu kestirememe. Sonrası bilinmezlik, koskoca bir hiç. Uyandığımda ise kafa karışıklığı. Ölmemiş olmanın sevinci ve keskin kolonyağı kokusu.

27/11/2009

Topluluk Önünde Kanal Değiştirmek

 

Herhangi bir topluluk düşün, herkes televizyon izliyor. Birisinin elinede yanlışlıkla kumanda geçmiş. İşte bu noktada kişilik tahlilimiz başıyor.

 

·         Kimseyi takmadan sürekli zap yapanlar;

Bu grup içerisine dahil olanlar son derece bencil ve hiç birşeyi beğenmeyen tiplerdir. Uzak durun. Ayrıca hafiften mükemmeliyetçi ve çok çabuk canı sıkılan tiplerdir. Bu kişiler toplum içerisinde homurdanlamalara neden olabilirler. Bu zıpçıklar çok çalışırlarsa hayatlarında başarılı olabilirler. Eğer bu grubun içinseydeniz sevgili okurlar, çıkışta çok pis bir dayak yemeniz muhtemel.

 

·         Çoğunluğun istediği yeri açanlar;

Bu kişiler demokratik adamlardır. Çoğunluğun isteğine göre hareket ederler. Bazıları nabza göre şerbet verir. Genelde kendi istedikleri yeri açmaya özen gösterirler. Bunun için topluluğu yönlendirmeye çalışan ikiyüzlü kişilerdir. Bu kişiler sıksalar siyaset ve psikoloji dallarında çok başarılı olabilirler. Ama bu türün çoğu üşengeçtir, onun için uğraşmazlar.

 

·         Kanal değiştirmeyenler;

Bu gruba dahil olan kişiler etliye sütlüye karışmayan liderlik ve sorumluluktan kaçan, genç yaşta ihtiyarlamış dostlarımızdır. Kumandayı bir kenara atarlar. Topluluktan değiştir lafı gelmedikçe değiştirmezler. Bu kişiler  kendi başlarına çalışabilecekleri meslekleri seçerler.

 

27/11/2009

Bayramınız Mübarek Olsun

Tüm islam aleminin mübarek kurban bayramını kutlarım.

23/11/2009

Ayakta Alkışlamanın Tarihçesi

 

            Evet dostlar, bugün size ayakta alkışlamanın asıl nedenini açıklayacağım. Çok da merak etmediğinizi biliyorum bu yüzden kısa tutacağım.

           

            Evet, açıklıyorum ayakta alkışlamanın asıl nedeni ortaya konulan eserin çok beğenilmesi değil çıkış acelesidir. Şimdi “nasıl ya?” demeyin anlatıyorum. Efendim, bir tiyatroya gittiğinizi düşünün, ortam karanlık oyun sonuna doğru sahnelenen yere göre insan kalabalığından dolayı atmosfer sıcak,havasız ve bunaltıcı. Oyun biter, en önde oturan heyecanlı arkadaş hemen kalkıp gitmek ister. Ayağa kalkar, eşyalarını toplar -vs gibi zaman geçirici hareketler yapar-. Bundan rahatsız olan ve sahneyi göremeyen ilgili ve vefalı izleyici sahneyi görmek için ayağa kalkar. Sonra onun arkasındaki, onun arkasındaki derken tüm salon ayakta alkışlamaktadır. Bu illa da en ön sıradan başalayacak değil. Ortalardan birisi yine çabuk kalkıp gitmek isteyerek ayağa kalkarsa yine onun arkasındaki ayağa kalkar sahneyi görebimek için. Bu seferde önlerde oturanlar arkaya bir göz atar, “A..a! o da ne? Ayakta alkışlayan var, bende sanatı severim ve desteklerim” diyerek özentisel bir ayakta alkışlama olayına girer. Ee oyun bittiğine göre de zaten herkes alkışlamaktadır. Bu anlatığım olaylarda olurken alkışlama devam eder. Böylece oyun ayakta alkışlanmış olur.

           

            Teşekkürlerinizi duyar gibiyim, efendim benim görevim sizleri aydınlatmak, sizleri aydınlatabildiysem ne mutlu bana.


15/11/2009

Tentürdiyot

Tentürdiyotun temizliğe yardımcı bir madde olduğundan işkilleniyorum. Baksanıza her temizlik konulu reklam filminde kullanılıyor.

Burdan yetkililere sesleniyorum, araştırılsın!

3/11/2009

Biberler Acı mı?

Malumunuz ramazan, bayram derken bayağı bir alışveriş çılgınlığına kaptırıyoruz kendimizi Hatta abartılmış bir komplo teorisinde, bizim bayramlarımızında kapitalist ülkeler tarafından, sırf bizler para harcayalım diye çıkartıldığını bile okudum. İnsan okurken “yok artık” diyor yani. Benim konumda bu kadar uçuk değil, merak etmeyin. Neyse fazla dağıtmayalım.
Geçen haftasonu, tüm illerimizde bulunan haftanın belirli günleri kurulan pazarlardan birisine gittim. Pazar ortamı gerçekten çok farklı. Tüm o bağırışlar, hengame, ezilme korkusu, “yok abi o alttakiler çürümüş üstten koyalım” duygusu gerçekten farklı. Oldum olası yapılan o reklam bağırışlarını hiç anlayamamışımdır. Belediyeden bir duyuru olur anlayamam, mahalleden seyyar satıcı geçer ne sattığını anlayamam, vb. Başkalarına sorarım “ne satıyormuş?” diye hemen yanıt alırım. İşte o an o kişinin süper güçleri olduğunu bile düşünmüşlüğüm vardır. Özellikle “simidaleeyh” kelimesinin taze simit anlamına geldiği daha yeni öğrendim. Pazarda da tüm bu sesler karıştıp, birbirine girdiği için anlayabilme ihtimalim sıfıra düşer.
Biraz da pazar yerindeki psikolojik savaştan bahsetmek istiyorum. “Pazarda ne psikolojik savaşı yahu.” demeyin, hemen anlatıyorum. Domates almak için duruyorum. Yanımda yaşlıca bir hanım var. “1 kilo biber alıcam.” diyor. İşte tam bu noktada bahsettiğim psikolojik savaş başlar. Öyle ki bunun gibi bir savaşı ne eski yunan mitolojisinde, Stephan King'in romanlarında bile göremezseniz. Bazı insanlar acıyı sever bazıları ise sevmez. İşte biber satan manav burada ikileme düşer. Karşısındakini bir süzer, acı mı yoksa tatlı mı sevdiğini kestirmeye çalışır. Doğru bir tercih yapmalıdır, yoksa müşteriyi kaçırabilir. Fakat bu savaştan galip çıkmanın yolları vardır elbet. Manavlar genellikle, “abla içinden çıkabilir acı.” veya “abi arada vardır acı.” diye ortada, ne acı ne tatlı, her ikisini de söyler ki tatlı biber seven de alsın, acı biber seven de.
Birkaç deneyimden sonra sevdiğim bu kurnazlığın ardından canice bir plan yapıp bir başka gün daldım pazara. Girişte gözüme kestirdiğim bir manava yaklaşıp, “Abi iki kilo sivri biber tartar mısın?” dedim. Hemen arkasından ekledim, “Abi acı sevmiyorum da acı çıkmaz değil mi?” dedim. Manav hiç sektirmeden “çıkmaz efendim.” dedi. Sonra adamla oynarmış gibi “Yahu abi aslında bunu misafirler için yapıcam onlar da acı seviyordu, unutmuşun. Neyse sağol abi.” diyerek oradan ayrıldım. Bir iki saat sonra tekrar aynı manavın önüne geldim. Başımda sadece kadife şapkam vardı değişik olarak. Neyse ki abi tanımadı. “Abi iki kilo sivri biber alıcam.” dedim. “ Yalnız yemekte acısız yapamam, acı var değil mi içerisinde.” dedim. “Çoğu acıdır abi.” dedi. İşte o an teorim kanıtlanmış oldu. Yüzüme bir şeyleri başarma ifadesiyle karışık saçma bir gülümseme yerleşti. Manavların bu oyununu su yüzüne çıkarttığım için manav abilerim, ablalarım kızmasınlar. Hatta ciddiye bile almasınlar, sadece latifedir yaptıklarım. Eğer o manav abimiz bu yazıyı okuyorsa sizlerin huzurunda, onu böyle oyunların içine çektiğim ve “çoğu acıdır abi.” dediğinde karşısında “hah ha haa” şeklinde aynen yeşilçamın kötü karakterlei tadında güldüğüm için özür diliyorum. Yanımdaki hamına gelirsek “ Çıkar acı içinden abla.” diyerek durumu kurtardı, ablamızda mutlu mesut bir halde, biberleriyle beraber yola koyuldu.

Not: Bir hafta içerisinde bir cinayete kurban gidersem, bilin ki manavlar odasının parmağı vardır.

11/8/2009

Öss Yerleştirme Sonuçları Açıklanıyor!

2009-ÖSYS Merkezi Yerleştirme Sonuçları

(11.08.2009)

 

14 Haziran 2009 tarihinde yapılan 2009 Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile 21 Haziran 2009 tarihinde yapılan Yabancı Dil Sınavı (YDS) sonuçlarına göre yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemleri tamamlanmış olup, sonuçlar 12 Ağustos 2009 Çarşamba günü saat 09.30’dan itibaren ÖSYM’ye ait aşağıda gösterilen internet adresinden öğrenilebilecektir.

Yerleştirme sonuçları ve kayıt işlemleri ile ilgili basın duyurusu da aynı saatte ÖSYM’nin internet sayfasında yer alacaktır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur..

Sonuçlar için;

http://osys.osym.gov.tr

http://osys2009.osym.gov.tr adreslerinden birine girilmesi gerekmektedir.

Prof. Dr. A.Ünal YARIMAĞAN

ÖSYM Başkanı




10/7/2009

Öss Sonuçları Açıklanıyor! (ÖSYM Duyurusu)

T.C.

YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı



BASIN DUYURUSU

(10.07.2009)



14 Haziran 2009 tarihinde yapılan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile 21 Haziran 2009 tarihinde yapılan Yabancı Dil Sınavının (YDS) değerlendirilmesi ve ortaöğretim kurumlarından alınan diploma notlarından adayların Ortaöğretim Başarı Puanlarının (OBP) hesaplanması çalışmaları tamamlanmış olup, sonuçlar 12 Temmuz 2009 Pazar günü saat 10:00'da Yükseköğretim Kurulu Toplantı Salonunda basına açıklanacaktır. Adaylar sonuçları 12 Temmuz 2009 Pazar günü saat 10:30'dan itibaren http://oss.osym.gov.tr ve http://oss2009.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenebileceklerdir.

Basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulur.



Prof. Dr. A.Ünal YARIMAĞAN

ÖSYM Başkanı